"Eğer bana ağzı olan, gözü kulağı olan ve bana şu mümindir, şu kafirdir diye işaret edebilecek bir kılıç verebilirseniz. Sizin istediğiniz yere gelip son noktaya kadar savaşayım"
Bu söz, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) hayattayken cennetle müjdelediği on sahabiden (Aşere-i Mübeşşere) biri olan Sa’d bin Ebî Vakkas’a (r.a.) aittir.
Sa’d bin Ebî Vakkas, Hz. Ali döneminde Müslümanlar arasında yaşanan iç karışıklıklar (Cemel ve Sıffîn Savaşları) ve fitne döneminde tarafsız kalmayı tercih etmiştir.
Kendisini ısrarla savaşa ve taraflardan birinin yanında yer almaya davet edenlere karşı, Müslüman kanı dökmemek ve kimin haklı kimin haksız olduğunu ayırt etmenin imkansızlığını vurgulamak amacıyla bu tarihi cevabı vermiştir.
Sözün arka planı ve taşınan mesaj kısaca şöyledir:
Fitneden Uzak Durmak:
Sa'd bin Ebî Vakkas, Müslümanların karşı karşıya geldiği bu savaşlarda hak ile batılın birbirine karıştığını düşünerek Medine yakınlarındaki Akik Köyü'ne çekilmiş ve inzivayı seçmiştir.
Tekfir Tehlikesi:
Normal bir kılıcın mümin ile kafiri ayırt edemeyeceğini, insanları kolayca "mümin" veya "kafir" diye yaftalamanın ve buna dayanarak kan dökmenin çok büyük bir vebal olduğunu anlatmak istemiştir..
Şimdilerde klavye kahramanları ya da istediği gibi video çekerek gençler çocuklar vb.. kimlere ne zarar verdiğini düşünmeden sırf üç beş kuruş ya da milyon para kazanmak için veya takipçi kasmak gibi çok kolay oldu.. Ne bedeller ödeniyor ve ne hayatlar sönüyor hiç bilinmiyor...
Nerden nereye geldik malesef çok üzücü..
Allah muhafaza buyursun neslimizi aslımızı..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder