İman kuşunu eyleyemedim, dünyaya mesken bağlayamadım :)

 


İmanı iki kanatlı bir kuş gibi düşünmemiz gereken bir misal aslında.. Zahir ve batın olmak üzere.. İki kanat da sağlıklı ve sağlam olması lazım ki uçsun sizi Hakka götürsün.. 

Bazıları zahirini imar ediyor, örtüsünden namazına orucuna kadar tüm kulluğu sadece görünüşten ibaret riya ve gösteriş.. Namazından haberi yok, orucunu azalarına tutturamayıp sadece açlık olarak yanında kalıyor. 

Bazılarıda sadece batınını besliyor, Allah ve Resûlune aşık gözünde yaşları kalbinde imanı ama zahirinde örtü yok, namaza ve diğer ibadetlere özenli bir şekilde yapmıyor. Peki bu doğru mu? 

Allah Resûlune tabi olan sahabe böyle miydi? Tabi ki hayır! 

Onlar zahirde peygamberimiz ayağını nereye ve nasıl attıysa öyle yaptılar. O nasıl yerdi içerdi. Hep O'na özendiler ve özendirdiler. O'nun Kur'an ve sünnetini yaşadılar. Bu şekilde dünya ve ahiret günahlarından ve kirlerinden arındılar. İşte biz hem zahiri hem batini dengeli ve kuvvetli bir iman için güzel sahabelerin izlerinden gitmemiz gerekiyor.. Onlar verdikleri sözleri ve tevbelerini tuttular bizlere güzel örnek oldular..  

Peygamber efendimiz (sav) Mekke fethedilene kadar Mümtehine Suresi 12. ayet-i kerime ile bey‘at verirdi. Bu ayete tabi olanlara efendimiz kefil oluyor. Cennete girmeleri için  bey‘at veriyor. Hatta yapamam diyenlerden elini çeker sana  bey‘at veremem derdi..

Mealen: "Ey Peygamber! Mümin kadınlar Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayacakları, hırsızlık yapmayacakları, zina etmeyecekleri, çocuklarını öldürmeyecekleri, elleriyle ayakları arasında bir iftira düzüp getirmeyecekleri, dine ve akla uygun hiçbir konuda sana karşı gelmeyecekleri hususunda sana bey‘at  etmeye geldiklerinde onların bey‘atlarını kabul et ve onlar için Allah’tan bağışlama dile. Kuşkusuz Allah bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir."

Mekke fethedildikten sonra Fetih suresi 10. ayeti kerime ile halkın bey‘atlarını aldılar. 

Mealen: "Rasûlüm! Sana bey‘at edenler, gerçekte Allah’a bey‘at etmektedirler. Allah’ın eli, onların bey‘at için uzanan elleri üzerindedir. Artık kim bey‘atini bozarsa ancak kendi zararına bozmuş olur. Kim de Allah’a verdiği sözde durur, onun gereğini getirirse, hiç şüphesiz Allah ona yakın bir gelecekte büyük bir mükâfat verecektir."


HİND bint UTBE: Hepimiz biliriz Hz. Hamza'yı şehid eden Ebû Süfyân’ın karısıydı Efendimiz sav ona da be'yat verdi:
Resûl-i Ekrem’in kendisini iyi karşılaması ve daha önce yaptıkları üzerinde durmaması Hind’i son derece memnun ettiği için ona, bir zamanlar yeryüzünde perişan olmasını en çok istediği ailenin Peygamber ailesi olduğunu, fakat artık gözünde bu aile fertlerinden daha değerli bir kimse bulunmadığını ifade etti (Buhârî, “Eymân”, 3, “Aḥkâm”, 14; Müslim, “Aḳżıye”, 8). Hind oradan ayrıldıktan sonra evine gitti ve bütün putları kırdı. Onun kızarttığı iki oğlağı bir câriyesiyle Hz. Peygamber’e sunduğu, koyunları çok az kuzuladığı için daha fazlasını gönderemediğini belirttiği, Resûl-i Ekrem’in de onların çoğalması için dua ettiği, daha sonraları sürülerinin çoğaldığı, Hind’in zaman zaman bu olayı anarak kendilerini İslâmiyet’le şereflendiren Allah’a hamdettiği kaydedilmektedir.
Hasılı kelam; yemek oburu gibi kitap oburu olup, her kitabı okuyup ama kendi kutsal kitabımızdan ve dünya-ahiret kurtuluşumuza vesile olacak ilimlerden haberimiz olmazsa bizler nasıl zahirimizi ve batinimizi ıslah edeceğiz. Oraya aşkı ve muhabbetullahı yerleştireceğiz imkansız gibi görünen Hind bin Utbe'yi o nedenle yazıma aldım bilmem sizlere ışık tutabildim mi?

Sevgi ve muhabbetle kalın.. السلام عليگم 

Çok sevdiğim bir ilahiden bir kaç beyit paylaşmak istedim :))

ﷲ﷽🕋

Gönül kuşunu eyleyemedim
Dünyaya mesken bağlayamadım
Yandı yüreğim ağlayamadım
****
Bir anda sabah olmaz ebeda
Gözüme uyku girmez ebeda
Gönlüm teselli bulmaz ebeda
°❀⋆.ೃ࿔*:・°❀⋆.ೃ࿔*:・°❀⋆

Yine gittiğin gibi gel ey ramazan




🕋 ﷲ ﷽
˚˖𓍢ִ໋🌷͙֒✧🩷˚.🎀༘⋆Gözler de ve dillerde umud dolu vedalar olsa da..˚˖𓍢ִ໋🌷͙֒✧🩷˚.🎀༘⋆
˚˖𓍢ִ໋🌷͙֒✧🩷˚.🎀༘⋆Yine gittiğin gibi gel ey ramazan..˚˖𓍢ִ໋🌷͙֒✧🩷˚.🎀༘⋆
˚˖𓍢ִ໋🌷͙֒✧🩷˚.🎀༘⋆Bu sene yapamadıklarımı˚˖𓍢ִ໋🌷͙֒✧🩷˚.🎀༘⋆
˚˖𓍢ִ໋🌷͙֒✧🩷˚.🎀༘⋆Geldiğinde yapacağım inşaallah..˚˖𓍢ִ໋🌷͙֒✧🩷˚.🎀༘⋆
˚˖𓍢ִ໋🌷͙֒✧🩷˚.🎀༘⋆Gelirken getirdiğin iyilik ve güzellikleri˚˖𓍢ִ໋🌷͙֒✧🩷˚.🎀༘⋆
˚˖𓍢ִ໋🌷͙֒✧🩷˚.🎀༘⋆Oruç ve namazları..˚˖𓍢ִ໋🌷͙֒✧🩷˚.🎀༘⋆
˚˖𓍢ִ໋🌷͙֒✧🩷˚.🎀༘⋆Tekrar getir bizleri mahzun bırakma..˚˖𓍢ִ໋🌷͙֒✧🩷˚.🎀༘⋆
˚˖𓍢ִ໋🌷͙֒✧🩷˚.🎀༘⋆Hasret ile seni uğurlarken..˚˖𓍢ִ໋🌷͙֒✧🩷˚.🎀༘⋆
˚˖𓍢ִ໋🌷͙֒✧🩷˚.🎀༘⋆Aşk ile idrak bırak gönüllerimize..˚˖𓍢ִ໋🌷͙֒✧🩷˚.🎀༘⋆
˚˖𓍢ִ໋🌷͙֒✧🩷˚.🎀༘⋆"İftah lenâ hayral bâb"˚˖𓍢ִ໋🌷͙֒✧🩷˚.🎀༘⋆
˚˖𓍢ִ໋🌷͙֒✧🩷˚.🎀༘⋆"Bize hayır (iyilik, bereket) kapısını açmaya ˚˖𓍢ִ໋🌷͙֒✧🩷˚.🎀༘⋆
vesilemsin.
˚˖𓍢ִ໋🌷͙֒✧🩷˚.🎀༘⋆Şimdi bayram zamanı..˚˖𓍢ִ໋🌷͙֒✧🩷˚.🎀༘⋆
˚˖𓍢ִ໋🌷͙֒✧🩷˚.🎀༘⋆Can bula cananı˚˖𓍢ִ໋🌷͙֒✧🩷˚.🎀༘⋆
görüşmrk üxere 

˚˖𓍢ִ໋🌷͙֒✧🩷˚.🎀༘⋆


Kıssadan hisse Bir ömür nasıl geçerse öyle de biter


Hayatının çoğunu ilim meclislerinde sohbet anlatmakla ve dinlemeyle geçirmiş.. Bir gün sohbete gitmiş yine orda onu öyle edepli bir şekilde dinleyen birini görmüş onun o duruşu o içtenliği çok hoşuna gitmiş. Sohbet boyunca o adam nazarla ona bakmış. Sohbet bitmiş artık herkes dağılmış en son bu ikisi kalmış iki saat boyu sükut etmişler kalb kalbe vermişler en sonunda bu hoca sohbet dinleyenin yanına gitmiş demiş ki;

- Kurban sen ne kadar güzel dinliyordun kalbin ne kadar güzel Allah’ı anıyordu seninle tanışmak isterim kimsin nerelisin adın ne falan derken?

Sohbeti dinleyen şöyle der:

- Benim gitmem lazım seninle yarın görüşelim buyur evime gel filan adresteyim.. ve şöyle sıkıca birbirlerine sarılı verirler.

Ertesi gün olur adam derki: 

-Bugün temizleneyim bir gusül alayım, sonrada bugün beyazlarımı giyeyim kapının önüne çıkar bakar ki; bütün tanıdıkları o yoldan geçiyor onlarla yürür bakar ki; onlarda o tarafa gidiyor tam o kişin evinin önüne gelir ve kapıyı çalar….

- Kapıyı o genç çocuk açar derki:

- Selamun aleyküm

İçeri girer ve bir bakar sanki cennet gibi bir ev çok güzel bir gün geçirirler. Sohbetle ibadetle Allah’ı anarak en sonunda gün biter ve hoca derki:

- Ben artık kalkmalıyım.

Genç çocuk derki:

- Nereye buradan gidemezsin.. Sen kapıdaki yazıya bakmadın mı?

Adam şaşırır ama nasıl olur ben bir şey görmedim. Bir bakar ki "Buraya giren bir daha çıkamaz."

- Peki bu nasıl olur bu ne demek ? der adam..

Çocuk derki; 

- Sen beni tanımadın mı? Ben Azrailim…

Azrail şöyle der:

- Sen Allah’ın adını çok anardın çok severdin sohbetlere gider onu anlatır onu dinlerdin. sohbeti çok sevdiğin için Allah’da senin canını sohbet ortamında almamı istedi ve bana sarıldın hani buluşmak ümidiyle o an ben senin ruhunu çekmiştim bile. Ve sen eve gittin ertesi sabah oldu bir gusül aldın O an seni yıkıyorlardı. 

Sonra dedin bugün beyazlarımı giyeyim seni kefenliyorlardı, 

Sonra kapıya çıktın eşini dostunu gördün seni tabutunda taşıyorlardı.

 Ve en son kabire girdin yani buraya işte burası senin evin artık burada Allah’ı anarak geçirebilirsin işte senin cennet gibi olan evin ..

O adam sohbeti ilim öğrenmeyi ve ilim ile amel etmeyi çok severdi. Allah’ta ona ne ölürken nede kabrinde acı çektirmedi. Hatta hissetmedi bile.. 

Ölümü bu kadar güzel Allah’ı anılan yerde olmak 

Allah'ı sevmek onun adını zikretmek..

Allah hepimize nasip etsin böyle can vermeyi böyle Allah’ı sevmeyi Aminnn.. Bir ömür nasıl geçerse öyle de biter. Sermayeyi güzle kullananlardan olmak duasıyla kıssadan hisse alanlardan oluruz inşallah..

💖🌹🌷🌸

Sıvış senesi ne demektir ?


Osmanlı İmparatorluğu'nda Ay (Hicri) ve Güneş (Mali) takvimleri arasındaki 11 günlük farkın yarattığı bütçe açığını dengelemek amacıyla, yaklaşık her 33 yılda bir Hicri takvimden bir yılın atlanarak yok sayılmasıdır. Bu yöntemle, hazine giderlerinin (yeniçeri maaşları) gelirleri aşması sonucu oluşan ekonomik sıkıntılar geçici olarak çözülmeye çalışılmıştır.

Amaç: Mali yıl ile takvim yılı arasındaki uyuşmazlığı gidermek ve bütçeyi dengelemek.

İşleyiş: Hicri takvim, Güneş takviminden yaklaşık 11 gün daha kısa olduğu için, 33 yılda bir yıl eksik kalır. Osmanlı bu yıla "Sıvış" der ve o yılı takvimden çıkarırdı.

Özellikle 17. yüzyıl ve sonrasında, hazine üzerindeki büyük yükü hafifletmek için uygulanan bir tür "mali yöntem" olarak öne çıkar.
Etkisi: Tarihçiler, büyük isyanların veya mali krizlerin genellikle bu sıvış yıllarına denk geldiğine işaret eder.
Terim Anlamı: Osmanlı maliye dilinde, bir yılın "kaynaması" veya aradan "sıvışması" (yok sayılması) anlamında kullanılır.

Bu uygulama, Osmanlı'nın takvim karışıklıklarından doğan bütçe sorunlarına karşı ürettiği özgün ama zoraki bir çözümdü.

Hasılı kelâm: Osmanlı maliyesinde hicrî ve malî yıllar arasında eşitliğin korunması için her otuz üç yılda bir düşülen hicrî senenin adı.

Aklımızın ucunda bulunsun belki lazım olur. 🌹💕
اللهم صلي على محمد وآل محمد الطيبين الطاهرين 🎀



Ramazan bizim için kısaca ne ifade ediyor

Kur'an-ı Kerim'de ismi açık olarak geçen tek ay Ramazan ayıdır. 

Ramazan bizim için kısaca ne ifade ediyor..✔

Oruç tutmayı azmediyoruz.. ✔

Peygamber Efendimiz (s.a.s); 
Kim inanarak ve alacağı sevabı Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır" (Buhârî, Savm, VI) buyurmuştur.

Kur'an-ı Kerim bu ay içerisinde indirilmiştir.✔
Yüce Rabbimiz; Ramazan ay'ı öyle bir aydır ki, insanlara doğru yolu gösteren, hidayeti ve hakkı batıldan ayırmayı açıklayan Kur'an, bu ayda indirildi" (el-Bakara, 2/185)

Oruç bu ayda üzerimize farz kılınmıştır.✔
"Sizden kim bu aya yetirirse oruç tutsun" (el-Bakara, 2/185) buyurulur. Ramazan ay'ı girince şartlarını taşıyan kimselere oruç farz olur.

Kur'an-ı Kerim'de,✔
"Bin aydan daha hayırlı" olduğu belirtilen Kadir gecesi bu ay içerisindedir.

Teravih namazı da bu ay'a mahsus ibadetlerimizdendir. ✔
Ebû Hüreyre (r.a)'dan şöyle rivayet edilmiştir:
"Resulullah (s.a.s)'in Ramazan hakkında şöyle buyurduğunu işittim: Kim inanarak ve sevabını umarak Allah rızası için teravih namazı kılarsa geçmiş günahları bağışlanır" (Buhârî, Teravih,I; ayrıca bk. Teravih).

İtikaf ✔
"Resulullah (s.a.s) Ramazan ayının son on günü girince elini eteğini toplar, geceyi ihya eder ve ev halkını uyandırırdı" (Buhari, Kadr, V). 
Yine Hz. Âişe (r.a.) dan şöyle rivayet edilmiştir: "Hz. Peygamber (s.a.s) Ramazan'ın son on gününde vefatına kadar itikafa girdi. İrtihalinden sonra da zevceleri itikafa devam ettiler" (Buhari, İtikaf I).

Ramazan ayında Kur'an-ı Kerim'i okumak, hayır ve hasenatta bulunmak: ✔
 İbn Abbas (r.a.) dan şöyle rivayet edilmiştir: 
"Resulullah (s.a.s) insanların en cömerdi idi. Onun bu cömertliği Ramazan ay'ı girip de kendisiyle Cebrail (a.s.) karşılaştığı zaman daha da artardı. Cebrail (a.s.) Ramazan ay'ı çıkıncaya kadar her gece Resulullah (s.a.s) ile buluşup, Resulullah (s.a.s) Kur'an'ı arzeder (okur) du. Resulullah (s.a.s) Cebrail (a.s) ile buluştuğunda insanlara rahmet getiren rüzgardan daha cömert, daha faydalı olurdu" (Buhari, Savm, 7).

Hz. Peygamber (s.a.s)'e; "Hangi sadaka daha faziletlidir?" diye sorulunca, "Ramazan ayında verilen sadaka" buyurmuştur (Tirmizi, Zekat, 28).

Fıtır sadakası vermek bu aya mahsus bir ibadettir..✔
Zekata tabi varlığımızın üzerinden bir sene geçtiyse ramazanda zekatını vermek..✔

En kısa şekilde anca bu kadar özetle anlatabildim. Ama ibadetin özü sırf Allah için sevip Allah için buğz ederek bu ibadetleri yapmak. Rabbim nasip eyleye :) amiiin amiiin Hayırlı ramazanlar  





Abese Suresi ile ilgili edepler: İbn Ümmü Mektûm'un Hatası

 


Herkese merhabalar .............🌹 işaretiyle yazmış olduğum tespitler acizane bana aittir ilavelerinizi yorum olarak bırakırsanız çok mutlu olurum :))

Sizlere Abese suresinde ki bazı önemli ve az bilinen noktaları Fahreddîn Râzî hazretleri tefsirinde ders niteliğinde bize bazı edepleri öğretiyor. Aslında Müslümanım diyen herkesin bilmesi gerekir diye düşünüyorum.. 

Peygamber Efendimiz sav İşkencelerin ve azapların çok arttığı bir dönemde İslâm'ın yayılmasının hızlanmasını ve bu sıkıntıları aşmak istediği için Mekke'nin ileri gelen müşriklerine tebliğ yaptığı sırada kör sahabe İbn Ümmü Mektûm gelip sözünü keserek:

"Allah'ın sana öğrettiklerini bana da öğret, bana da oku..." der. 

Bunu birkaç kez tekrarleyınca, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), İbn Ümmü Mektûm'un sözünü kesmesini hoş karşılamaz, yüzünü ekşitir ve ondan çevirir de, işte bunun üzerine bu ayeti kerimeler nazil olur. 
Detaylı bilgi için yukarıda link verdim onu okuyabilirsiniz. 

Allah'ın Resulü, artık bundan sonra, bu zatı hep taltif eder, gördüğü her yerde, 
"Kendisi yüzünden Rabbimin beni kınadığı zata merhaba..." der ve ihtiyacı olup olmadığını sorar. 

Aynı zamanda Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) bu zatı, kendisi savaşa katıldığı sırada, iki kez Medine'de, yerine bırakmış ve (Medineliler de) onun arkasında namaz kılmışlardır. 

🌹 Ümmü Mektûm'un Hatasından çıkarılacak🌹

✅ Bu zat, her ne kadar gözlerini kaybetmiş olmasından dolayı oradakileri görmese bile, ne var ki, duyu organlarının sağlam olmasından dolayı, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'in o kafirlere hitab ettiğini ve onların seslerini de duyuyordu. Orada konuşulanları duymuş olmasından dolayı, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'in bu işe ne denli ehemmiyet verdiğini anlamış olmalıydı.Onun, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'in sözünü kesmeye yönelmesi ve Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'in gayesi tamamlanmadan önce, araya kendi maksat ve talebini sokuşturması, Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) için bir eziyyet vermedir. Bu ise, büyük bir günahtır.

.............🌹O nedenle Kur'an okuyana sohbet meclisinde hocaya selam verilmez, sözü kesilmez...


✅ Daha mühim olan (el-ehemm), daha az mühim olandan (el-mühimm) önce gelir. Bu zat, zaten müslüman olmuş, dine dair ihtiyaç duyduğu şeyleri de öğrenmişti. Ama o kafirler ise, müslüman olmamışlardı. Halbuki, onların müslüman olmaları, büyük bir topluluğun müslüman olmasına sebep olacaktı. İbn Ümmi Mektûm'un araya, ufacık bir maksattan dolayı bu sözü sokuşturması, bu büyük menfaatin elde edilmesine bir sebep gibi menfaatin elde edilmemesine bir sebep gibi olmuştur ki, bu haramdır.
.............🌹Sohbet verirken araya laf girmesi dikkati dağıtıyor dersi bölüyor ve istenilen sonuç elde edilemiyor feyiz dağılıyor yani..

✅ Cenâb-ı Hak, "Evlerin arkalarından sana seslenenlerin ekserisi bilmezler, cahildirler" (Hucurat, 4) buyurmuş, böylece bu kimseleri, vakitsiz olarak seslenmekten bile nehyetmiştir.
.............🌹 Ümreye gidenler bilirler Mescid-i Nebeviyi ziyaret ettiğimizde fısıltıyla konuşmamızın sebebi burada anlaşılıyor. İnen ayetlerin sebebi nuzüllerine göre hareket etmeliyiz.. Sesimizi Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'in sesinden yüksek tutamayız. Cemaatlerde hocanın yanında çok edepli olmalı ve sesimizi onun sesinden yüksek tonda tutmamalıyız. Allah cc hoş karşılamıyor.. 

✅Cenâb-ı Hakk'ın bu zat "kör" diye anması, onu küçümsemek için değil tam aksine şöyle demek içindir: "O kör olduğu için, daha fazla şefkate ve acımaya müstehakdı.. Ey Muhammed, senin ona kaba davranman sana nasıl yakışır?" 
.............🌹O kendisini zahiri ve manevi olarak güzelleştirme çabasında ve ona göre muameleyi hak ediyor. Bizler istidadına göre hareket etmeliyiz. Bizim istediğimiz kişiler ya da talebeler emek vermiyor çaba göstermiyor olabilir. Bu engelli bir kardeşimizde olabilir. O nedenle isteyene çaba gösterene zahiri bir bakışla değil batini bir bakışla ona göre tebliğde bulunmamız lazım. Veya talebe yetiştirmemiz lazım..  

✅Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'e, ashabını eğitme hususunda izin verilmişti. Ancak ne var ki burada, bu hareket, zenginlerin fakirlere tercih edildiği zannını uyandırıp, bu da dünyanın dine tercih edilmesi vehmini doğurunca, işte bundan ötürü böyle bir kınama varid olmuştur.
.............🌹Bizler tebliğ yaparken zengin fakir yani dünyadaki mertebesine göre ayrımcılık yapamayız. Ne cemaatte ne de talebelerimiz üzerinde...

Örgü Tokalarım ve Bahçelievler Kentsel dönüşüm

 

Herkese merhabalar nasılsınız ben ilk fırsatta geldim biraz seyrek uğruyorum buralara ama inanın hiç fırsatım olmuyor.. 
Gördüğünüz çocuk tokaları, sac bandını örüp kursta masanın üzerine bırakıyorum. Beğendiğinizi alıp ücretini kumbaraya atabilirsiniz.
Bana göstermenize bile gerek yok ama en az 100₺ den az olmasın sonuçta kursun bir ihtiyacını karşılarız diyorum.. 
Allah Razı olsun sessizce seçip alıyorlar ve kumbaraya parasını bırakıyorlar. :)


Bu saç bandını torunuma yaptım. Diğer çocuklar içinde yapacağım inşaallah.. 

Kurstaki hanım talebelerimizden bir kardeşimiz evdeki kalan iplerini getirdi çok sevindim örgü örerken sakinleşiyorum.. Klavyem yapış yapış torunum şeker yemiş bilgisayarda =))


Gelinim, torunumun saçlarını ördü biraz huysuzluk ettiği için bu kadar yapabildik :)



Bir kaç gün önce kursun kapısına yanaşırken bu uçarak yanıma düştü. Çatıları bunula kaplıyorlar ne yalıtımı olduğunu bilmem. Ama köpük sonuçta eski yapılar mı daha sağlam yoksa şimdi ki Yirmi otuz milyona satılan daireler mi daha sağlam bilemiyorum.  

Bugün kursun olduğu sokakta bina yıkımı var daha doğrusu her sokakta bir bina yıkımı var. Toz duman hortumla sıkılan su çok komik hiç etkili değil birde üzerine trafiği de kesmeye başladılar. Bu işin sonu nereye varacak bilmem taksiler gelmiyorlar trafik felç diye.. Toplu taşıma şoförlerine de Allah yardım etsin sabır işi bir gün değil üç gün değil uzun zamandır böyle.. 
Evimin karşısındaki bina boşaltıldı yıkım olacak hemen ona yaslanmış bina her yeri çatlak dökük. Pencere pervazlarda kırılmalar dökülmeler var ve bina dolu kentsel dönüşüme de gitmedi. Bitişiği yıkılacağı zaman evden gitmeyi düşünüyorum yüreğim kaldırmaz gerilim filmi gibi.. 
Deprem sarsıntısı olduğunda hatırlıyorum parka kaçacağız binanın sıvaları dökülüyordu aşağıdaki park halindeki araçlara.. Peki el insaf kardeşim biran önce çıkın  hayat memat meselesi.. Belediye başkanı kaç kere geldi açılış yaptı hemen karşısında caminin yok Kuran kursu yok anaokulu açılışı bahanesiyle o binaya açılış pankart asıyorsunuz görüyorsunuz ayakta zor duruyor. Ama yoook illa bir kaç can gidecek ne diyeyim Allah sonumuzu hayreylesin...   
Hemen yan sokakta binalara da afiş astılar yıkılacak diye. Bazıları çok hızlı bir şekilde yapılıyor bazıları da beklemede göç yoğunluğu var.. 
Ben Kuleliye çok yakınım yeni binalarda dükkan yapılmıyor. Sığınak ve park da yok çok ilginç. Eskiyi yıkıp yerine yeni yapılan binalar sadece gösteriş. Çevre düzenlemede yok. Bu kadar binalarda herkesin kendi aracını park etmek istediğinde kapısının önüne koymak istiyor. Perşembeden cuma pazar kurulucağı zaman arabalar park yeri bulamıyor. Kavgalar ve kazalar hiç eksik değil buralarda..
Neyse velhasılı kelam hayır konuşalım ya da susalım hadisi şerifi gereğince 
Selam ve dua ile  emanet olalım.. diyeyim görüşmek üzere..
 


Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı