Herkese merhabalar bir kaç hafta önce okuyup bitirdiğim şimdi ise hanım kardeşlerime anlatmaya gayret ettiğim bir kitap.. Neden Sibel Eraslan'ı tercih ettiğimi merak edecek olursanız. O bir hukuk talebesiydi ve tesettürlü değildi.. Başörtüsü olaylarında bir çok eylemlere katıldı her türlü riske katlanarak dinini dava edindi ve sonra kapandığını biliyorum. Karakter çok önemlidir zor günlerde gerçek yüzünü gösterir. Pişman değilim iyi ki de bu kitabı tercih etmişim..
32. baskı ve oldukça farklı bir roman tarzında Hz. Hatice annemiz hatta o dönemde Mekke çok güzel tasvir edilmiş.. Aaa acaba doğrumu dediğim bölümleri var ama kaynaklar dipnot olarak değil de kitabın sonunda başucu kitaplarım diye belirtilmiş.. İnsanlık tarihinin en büyük en güzel insanları olduğunu düşünüyorum çünkü Sevililer sevgilisine eş ve aile olmak herkesin harcı değildir..
Hz. Hatice annemizin kalbinden peygamber efendimize aşık oluyorsunuz diyebilirim..Anne ve babasının onu ve diğer çocuklarına sık sık söylediğ söz:"Cesaret korkmamak değildir. Cesaret korktuğu halde bile yerinde sabırla durmaya devam etmektir."
Erken uyanan erken yol alır derler, Hatice de öyleydi. Annesinden kadınlığa has nice ince görgüleri ve en çok da konukseverliği, babasından ata binmeyi, harfleri, hesap defteri tutacak kadar aritmetiği ve uzun çöl yolculuklarında çıkabilecek kum fırtınalarında hayatını ve yolunu kaybetmemeye dair belki de tek elzem şey olan sabrı öğrenerek büyüdü Hatice...sa:28
Çünkü en güzel ve en masum vezinler, biliyorum ki annelerin gönlünde kurulur...Sayfa 7
"Onlar “Rabibu Resulullah” künyesiyle anılacak hayırlı evlatlar, Son Peygamber’e talebe olmuş, onun terbiye ve taliminden mezun olmuş gençler olarak geçeceklerdi tarihe..."
“Hilye-yi Şerif” geleneğini, yani “aşkı sözle resmetme” âdetini Onun dizleri dibinde büyüyen bu sümbüller başlatacaktı... İşte Hind bin Ebu Hale’nin hadis edebiyatına altın varaklarla işlenmiş anlatımı.(Hilye-yi Şerifi burada değil ayrı bir paylaşım yapacağım.)
"Başı da sonu da yazan elbette Allah’tır. Kula düşense, en olmaz gibi gözüken şartlarda dahi aşkla ve inançla yürümek, koşmak, toplamak ve toparlanmak" Sayfa 154
“Bir kadının konuşmasından değil, susmasından korkulur… “. Çünkü susan her kadının içinde dikkatle çalışan bir kum saati işler. Elindeki kum saatini her alt üst edişinde o kadın, gelmiş geçmiş hayatını sabırla gözden geçirir. Her bir kum saati, nice acılı dakikanın bilge bir öğretmeni gibi, o kadına yoldaşlık eder. Susan kadın, içindeki kum saatiyle konuşur. Orada, kendinden önceki nice kadının hayat öğretileri durur. Susmak, kadın için eylemsizlik değil, tam tersine bir sivil itaatsizlik eylemidir. Zira susan kadın, birazdan konuşmaya ve değiştirmeye başlayacaktır…sa 46
“ Allah, tadı tuzla, gözyaşını sevinmeyle, zorluğu kolaylıkla, gönül yükünü sekinetle iç içe . . . ard arda . . . ve sıra sıra yazgılamıştır küçüğüm . Felekler ve talihler döner dolaşır, hepimize sıra sıra değeceği günü bekler , burası dünyadır çünkü, ağlamadan gülünmez, gülünmeden ağlanmaz. “ ( syf. 228 )
Konuşacak doğru kişiyi bulduğumuzda, fırtına sonrası sığınılacak bir limana varmış gibi hissederiz kendimizi.Sayfa 83. . .
“İşte ! Gitme vaktimiz gelip çatmıştır…” “Ancak bir zamanlar gelmiş olanlar gidebilir vakti geldiğinde…”Sayfa 327
Sonra birgün Allah Resulü mahzun bir halde hurma dalıyla yere çizdiği 4 çizgiyi etrafındakilere göstererek sual edecekti: Bu dört çizgiyi bilir misiniz? -Allah Rasulu en doğrusunu bilir Bu dört çizgi cennetlik kadınların en üstünleri Hüveylid kızı Hatice ,Muhammed (s.av.) kızı Fatıma, Firavunun zevcesi Müzahımın Kızı Asiye ,İmran'ın kızı Meryemdir ki Allah onlardan Razı olsun. Sayfa 345
Yolcuyum ben neticede. Kısmetime ne düşerse razı olmalıyım. İsterse çöl... İsterse deniz...
“Bu kadar çok soruyla aşk denizine varılır mı? Mumdan sandalın erimedikten sonra alev denizinin anlamı nedir? Ne kadar çok ayna var ceplerinde? Ne kadar çok suret taşıyorsun heybelerinde…?”Sayfa 272
Nasıl ki geceyle gündüz, doğumla ölüm ardı ardınaysa… Her kıyam bir rüku, her rüku bir kıyamla mukadderdir. Sarkaçlarında hem doğumu hem de ölümü idrak ettikleri namaz, onların hiç yanılmaz kalp saatidir…. Saatlerini Rablerine ayarlamış kullara ne mutlu! Sayfa 288
Sözüne güvenilecek, aklı ve tecrübesine kulak verilecek yaşa gelmenin, hasılı kadınlığından sıyrılıp erkekleşmenin gücüne inanılırdı bu şehirde. Erkekler dünyasına girebilmenin ve kabul görmenin kolay olmayan bir bedeli vardı... Büyük kadınların başlarına sardığı bu alınlık (isabe) onların hem damgaları hem de konuşma haklarıydı. Sayfa 114
“Kücügüm, hiçbir hikayede fazlalık olmaz. Başa gelen her işte mutlaka bir hikmet vardır. Dağlar dağlara, yollar yollara, yıldızları yıldızlara kavuşturan Allah, bizi de bu menzile çıkarmış. Önce yolcuydum. Şimdi yolun kendisi oldu maceram. Burada ne arıyorum? Niçin bu durakta durduruldum, ben de bilmiyorum. Ama yolun beni bir mıknatıs gibi çektiği-ni hissediyorum. Bir nehrin hep akmak isteyişi gibi bir şeydir bu. Yani akmamak nasıl ki onun elinde değilse, büyüklerin ismine aşk dediği şey de böyledir... Sen gitmezsin, seni götürürler. . . “ Sayfa 171
Beli kullukla bükülmüş kişi, ne güzel bir kişidir. Beli RABB'e bükülen pehlivanın, dünyada sırtını yere getirecek başka hiçbir şey yoktur.Sayfa 287
Su, Adem'in nedamet gözyaşlarıyla ummana dönüşen...
Kitabtan devam ediniz lütfen sözü çoook bile uzatmışım =)
“Güçlü söz, uykusuz hançer gibidir ve hep kınında, tetikte beklemelidir.”sayfa 29
Mutlaka okumanızı tavsiye ederim alıntılarla sizi başbaşa bırakıyorum..
Mutlaka okumanızı tavsiye ederim alıntılarla sizi başbaşa bırakıyorum..
Erken uyanan erken yol alır derler, Hatice de öyleydi. Annesinden kadınlığa has nice ince görgüleri ve en çok da konukseverliği, babasından ata binmeyi, harfleri, hesap defteri tutacak kadar aritmetiği ve uzun çöl yolculuklarında çıkabilecek kum fırtınalarında hayatını ve yolunu kaybetmemeye dair belki de tek elzem şey olan sabrı öğrenerek büyüdü Hatice...sa:28
Çünkü en güzel ve en masum vezinler, biliyorum ki annelerin gönlünde kurulur...Sayfa 7
"Onlar “Rabibu Resulullah” künyesiyle anılacak hayırlı evlatlar, Son Peygamber’e talebe olmuş, onun terbiye ve taliminden mezun olmuş gençler olarak geçeceklerdi tarihe..."
“Hilye-yi Şerif” geleneğini, yani “aşkı sözle resmetme” âdetini Onun dizleri dibinde büyüyen bu sümbüller başlatacaktı... İşte Hind bin Ebu Hale’nin hadis edebiyatına altın varaklarla işlenmiş anlatımı.(Hilye-yi Şerifi burada değil ayrı bir paylaşım yapacağım.)
"Başı da sonu da yazan elbette Allah’tır. Kula düşense, en olmaz gibi gözüken şartlarda dahi aşkla ve inançla yürümek, koşmak, toplamak ve toparlanmak" Sayfa 154
“Bir kadının konuşmasından değil, susmasından korkulur… “. Çünkü susan her kadının içinde dikkatle çalışan bir kum saati işler. Elindeki kum saatini her alt üst edişinde o kadın, gelmiş geçmiş hayatını sabırla gözden geçirir. Her bir kum saati, nice acılı dakikanın bilge bir öğretmeni gibi, o kadına yoldaşlık eder. Susan kadın, içindeki kum saatiyle konuşur. Orada, kendinden önceki nice kadının hayat öğretileri durur. Susmak, kadın için eylemsizlik değil, tam tersine bir sivil itaatsizlik eylemidir. Zira susan kadın, birazdan konuşmaya ve değiştirmeye başlayacaktır…sa 46
“ Allah, tadı tuzla, gözyaşını sevinmeyle, zorluğu kolaylıkla, gönül yükünü sekinetle iç içe . . . ard arda . . . ve sıra sıra yazgılamıştır küçüğüm . Felekler ve talihler döner dolaşır, hepimize sıra sıra değeceği günü bekler , burası dünyadır çünkü, ağlamadan gülünmez, gülünmeden ağlanmaz. “ ( syf. 228 )
Konuşacak doğru kişiyi bulduğumuzda, fırtına sonrası sığınılacak bir limana varmış gibi hissederiz kendimizi.Sayfa 83. . .
“İşte ! Gitme vaktimiz gelip çatmıştır…” “Ancak bir zamanlar gelmiş olanlar gidebilir vakti geldiğinde…”Sayfa 327
Sonra birgün Allah Resulü mahzun bir halde hurma dalıyla yere çizdiği 4 çizgiyi etrafındakilere göstererek sual edecekti: Bu dört çizgiyi bilir misiniz? -Allah Rasulu en doğrusunu bilir Bu dört çizgi cennetlik kadınların en üstünleri Hüveylid kızı Hatice ,Muhammed (s.av.) kızı Fatıma, Firavunun zevcesi Müzahımın Kızı Asiye ,İmran'ın kızı Meryemdir ki Allah onlardan Razı olsun. Sayfa 345
Yolcuyum ben neticede. Kısmetime ne düşerse razı olmalıyım. İsterse çöl... İsterse deniz...
“Bu kadar çok soruyla aşk denizine varılır mı? Mumdan sandalın erimedikten sonra alev denizinin anlamı nedir? Ne kadar çok ayna var ceplerinde? Ne kadar çok suret taşıyorsun heybelerinde…?”Sayfa 272
Nasıl ki geceyle gündüz, doğumla ölüm ardı ardınaysa… Her kıyam bir rüku, her rüku bir kıyamla mukadderdir. Sarkaçlarında hem doğumu hem de ölümü idrak ettikleri namaz, onların hiç yanılmaz kalp saatidir…. Saatlerini Rablerine ayarlamış kullara ne mutlu! Sayfa 288
Sözüne güvenilecek, aklı ve tecrübesine kulak verilecek yaşa gelmenin, hasılı kadınlığından sıyrılıp erkekleşmenin gücüne inanılırdı bu şehirde. Erkekler dünyasına girebilmenin ve kabul görmenin kolay olmayan bir bedeli vardı... Büyük kadınların başlarına sardığı bu alınlık (isabe) onların hem damgaları hem de konuşma haklarıydı. Sayfa 114
“Kücügüm, hiçbir hikayede fazlalık olmaz. Başa gelen her işte mutlaka bir hikmet vardır. Dağlar dağlara, yollar yollara, yıldızları yıldızlara kavuşturan Allah, bizi de bu menzile çıkarmış. Önce yolcuydum. Şimdi yolun kendisi oldu maceram. Burada ne arıyorum? Niçin bu durakta durduruldum, ben de bilmiyorum. Ama yolun beni bir mıknatıs gibi çektiği-ni hissediyorum. Bir nehrin hep akmak isteyişi gibi bir şeydir bu. Yani akmamak nasıl ki onun elinde değilse, büyüklerin ismine aşk dediği şey de böyledir... Sen gitmezsin, seni götürürler. . . “ Sayfa 171
Beli kullukla bükülmüş kişi, ne güzel bir kişidir. Beli RABB'e bükülen pehlivanın, dünyada sırtını yere getirecek başka hiçbir şey yoktur.Sayfa 287
Su, Adem'in nedamet gözyaşlarıyla ummana dönüşen...
Su, Nuh'un kurtuluş gemisini omuzlarında kaldıran...
Su, İbrahim'e serin olması emredilen ateşin kardeşi...
Su, İsmail'in topuğundan çıkan ebedi hediye...
Su, İshak'ın çağrısı...
Su, Musa ve arkadaşlarına açılmış büyük yol...
Su, Yunus'u balığın karnında, evine geri götüren...
Su, Eyyub'un dertten kanayan yaralarını onaran...
Su, Davud'un ilahisine ilham...
Su, Süleyman'ın askeri...
Su, Zekeriyya'nın orucu...
Su, Yahya'nın daveti...
Su, İsa'nın yeryüzüne inzal edildiği nefes...
Su, İsa'yı kelimetullah kılan RABB'ani tohum...
Su, Son Elçi'nin kuracağı yeryüzü medeniyetinin temeli...
Su, Son Elçi'nin güzel parmaklarından süzülecek nimet...Sayfa 282
Allah, Gayur'dur. Kalpleri kırık sever. Orada kendisinden başkasının isminin yazılı olmasını sevmez.Sayfa 197
Hz Hatice'nin ( Ra) güzel bir duası
Hz Hatice'nin ( Ra) güzel bir duası
“Rabbim” “O kadar az şey biliyorum ki, bildiğimi sandığım şeyler bile eksik ve şüpheli. Sen yolumu aydınlat”... sayfa:73
Kitabtan devam ediniz lütfen sözü çoook bile uzatmışım =)
yani hz. hatice nin hayatını anlatıyor de mi kitap, roman tarzında değil mi?
YanıtlaSilEvet Hz Haticenin hayatı roman tarzında anlatılıyor..
SilPaylaşım için teşekkürler, güzel kitaba benziyor. En kısa zamanda inşaallah okumalıyım. Bu arada size S.Muhammed Saki El-Hüseyni'den Aile Saadeti adlı kitabı da öneririm. Roman tarzında değil fakat insanların hayatına yön verecek nadir kitaplardan bir tanesi.
YanıtlaSilTeşekkür ederim bakıcam inşaallah..
Silhttp://www.nilgunkomar.com/
YanıtlaSilhttps://mavilaleden.blogspot.com/
https://samyelininorguleri.blogspot.com/
https://birelifbirgonca.blogspot.com/
örgü blogları arıyormuşsunuz da :)
😳😂😂😂😂Ayy hiç beklemiyordum teşekkür ederim ❤️💐💐💐
Sil